Gönderen Konu: DECCAL ne ola ki?  (Okunma sayısı 3231 defa)

MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4544
    • OKUDUN MU
DECCAL ne ola ki?
« : 12 Şubat 2018, 18:42:55 »
"DECCALİYET"

Hadisi Şerif (Mealen) "Deccal'i anlayamayacağınızdan korktum"

Az açalım;
Mehdi konusunda çok az hadis vardır ve senedleri tartışılır hadislerdir.
Deccal konusunda ise çok sayıda hadis vardır ve senedleri gayet sağlamdır.
Millete bakarsan, "Mehdi" konulu tartışmalı hadisleri zorlar durur ama,
sağlam olan Deccal konulu hadislere pek bakmazlar.

Hadisler;
* Deccal'in inançsız bir insan olduğunu SÖYLEMEZ.
* Hz Ömer bir seferinde efendimiz yanında olduğu halde iken İbn-i Sayyad'e
"vallahi sen deccalsin" dediği malumdur,
efendimizin buna itiraz eden cümlesi olmamıştır .
* Farklı hadislerde deccal türlü şekillerde anlatılmıştır.
* Yine, "bütün nebiler ümmetlerini deccal fitnesi ile uyarmıştır" buyurulmuştur.

Bütün nebiler deccal fitnesi ile ikaz ettiğine göre
(hiç görmeyecekleri kişi için ikaz olunur mu!..),
Ömer'in yeminine itiraz etmediğine göre ve
Efendimiz'in "Deccal'i anlayamayacağınızdan korktum" dediğini dikkate alır isek
Deccal bir adet kişi değildir.
Ahir zaman gelecek olan büyük Deccal olarak onu hep 1 kişi zannederiz.

Oysa,
Bir insan;
Doğruya DOĞRU
Yanlışa YANLIŞ
demediği anda "DECCALİYET" noktasındadır.
Yani, kendisi o an, o durum için DECCAL hükmündedir.
Buna kısaca "gerçeğe zıt duruş" diyelim

Ne kadar DECCAL?
Cürmü kadar.
Cürmü ne kadar büyük ise o kadar DECCALİYET'i etkilidir.
Buradan bir şeyler değil, çok şeyler çıkarmamız mümkün.

Kimi zaman yeryüzünün çok alanını etkisine almış cürümler
DECCALİYET vasıflarını icraa etmişlerdir, onlara;
zamanın deccali, asrın deccali, çağın deccali, bu kuşakların deccali diyebiliriz.
FETO gibi, SİYASİ kimlikler gibi.
DECCAL'in cürmü'nü aldığı fiili veya manevi DESTEK büyütür

DECCAL'e
* Büyük Fitne (büyük sınav)
* Çok YALANCI denir. (de-ce-le; çok yalancı)

Yalancı;
Sabah akşam yalan söyleyen anlamında değildir.
O tip insanlar her mahallede, her köyde vardır bilirsiniz.
"Haaa o mu, boşver onu, yalancının teki"
der, onu hemen biliriz.

Deccal'in yalancılığı ise böyle değildir,
o öyle yalan söyler ki, AYIRT ETMESİ ÇOK ZOR dur.
Zaten FİTNE kelimesi "zorlanılan SINAV" anlamında kullanılır.

Yani Deccal;
öyle şeyler yapar,
öyle şeyler söyler ki,
ayırt etmekte çok zorlanırsınız.
Onun yalancılığı bu şekildedir.

Yani DECCAL: Gerçeği KARARTAN, yani ZULÜM.

Bunları anlayabilirsek, konuya daha dikkatli bakmamıza yarayacaktır ve
"Deccal'i anlayamayacağınızdan korktum" Hadisi Şerif'ini daha iyi kavrayacağız.


* * *

Her Cuma günü hutbede SON SÖZ olarak okunur. Niçin?
Derler ki,
bütün ayetler elden gitse, kaybolsa,
Cuma hutbelerinde okunan Nahl 90 elde kalsa,
bu ayet, her şeyi yeniden yeşertmeye, düzeltmeye tohum olması için yeter,
(Hutbe devlet adına okunur bilirsiniz,
Bu ayet devletin dinini tanımlar,
Namaz, oruç demez, ya ne der?)

Nedir meali?
"Muhakkak ki Allah,
adaletli olmayı ve
ihsanı ve
akrabalara vermeyi emreder.
Ve fuhşiyattan (aşırılık),
münkerden (kötü işlerden) ve
azgınlıktan (hakka tecavüzden) sizi nehyeder.
Böylece umulur ki siz, tezekkür edersiniz (derince düşünürsünüz)
diye size öğüt veriyor."


Peki bugün ne oluyor? TAM TERSİ.
.
Alt Not
Deccal, MUDÎL isminin GÜÇLÜ temsilcisi
Mehdi,  HADΠ isminin GÜÇLÜ temsilcisi
olmaktır.
Gayretimiz hangisine..

.
NEBİ ne ola ki? TIKLAYABİLİRSİNİZ

Neden sürekli UYARIYORUZ, helâk olacağız => TIKLAYABİLİRSİNİZ
.

MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4544
    • OKUDUN MU
Ynt: DECCAL ne ola ki?
« Yanıtla #1 : 15 Şubat 2018, 17:30:21 »
MAİDE Suresi 21
Elmalılı (sadeleştirilmiş):
Ey iman edenler,
Allah için duran (gerekeni yapan) hakimler,
adalet örneği şahitler olun!
Sakın bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin!
Adaletli davranın!
Takvaya en yakın olan odur.
Allah'tan korkun! Çünkü Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Yâ eyyuhâllezîne âmenû kûnû kavvâmîne lillâhi şuhedâe bil kıstı ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin alâ ellâ ta’dilû. I’dilû, huve akrabu lit takva vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe habîrun bimâ ta’melûn


NİSA Suresi 135. ayet

Ey iman edenler!
Kendiniz,
ana babanız ve
en yakınlarınızın
aleyhine de olsa,
Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun.
(Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın).
Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.)
Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın.
Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Diyanet Meali

Ey o bütün iyman edenler! Hakkaniyyetle durub adaleti yerine getirmeğe uğraşır hâkimler, Allah için şahidler olunuz, gerekse nefislerinizin, veya ebeveyninizin veya en yakınlarınızın aleyhine olsun, gerek zengin ve gerek fakır bulunsun, çünkü Allah ikisinden de akdemdir, onun için haktan udul edib de nefsin arzusuna tabi' olmayın ve eğer dilinizi eğer veya çekinirseniz şüphe yok ki Allah her ne yaparsanız habîr bulunur
Elmalı

Ey iman edenler, hak ölçülerle hareket edip adaleti yerine getirmeye uğraşan hakimler, Allah için şahitlik yapan kişiler olunuz. Gerek kendileriniz veya ana-babanız yahut en yakınlarınız aleyhine olsun; gerek zengin, gerek fakir olsun. Çünkü Allah, ikisinden de önceliklidir. Bundan dolayı adaletten uzaklaşıp da nefsinize uymayın. Şahitlik yaparken dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Elmalı (sadeleştirilmiş)

1.   yâ eyyuhâ   : ey
2.   ellezîne   : onlar, ... olanlar
3.   âmenû   : iman etmiş
4.   kûnû   : olun
5.   kavvamîne   : himaye edenler, hakkıyla yerine getirenler
6.   bi el kıstı   : adaleti
7.   şuhedâe   : şahitler
8.   li allâhi   : Allah için
9.   ve lev   : ve eğer, olsa bile
10.   alâ enfusı-kum   : kendi nefslerinize, kendinize
11.   ev   : veya
12.   el vâlideyni   : ana-baba
13.   ve el akrabîne   : ve yakınlar, akrabalar
14.   in   : eğer, ...da olsa
15.   yekun   : olur
16.   ganiyyen   : zengin
17.   ev   : veya
18.   fakîran   : fakir
19.   fe   : o taktirde, oysa, halbuki
20.   allâhu   : Allah
21.   evlâ   : daha yakın
22.   bi-himâ   : ikisine
23.   fe   : o taktirde, oysa, halbuki
24.   lâ tettebiû   : tâbî olmayın, uymayın
25.   el hevâ   : hevesler, nefsin istekleri
26.   en   : olmak
27.   ta'dilû   : adaletle davrama
28.   ve in   : ve eğer, olsa, ise
29.   telvû   : dilinizi eğip bükersiniz, sözü değiştirirsiniz, doğruyu söylemezsiniz
30.   ev   : veya
31.   tu'rıdû   : yüz çevirirsiniz
32.   fe   : bundan sonra
33.   inne   : muhakkak
34.   allâhe   : Allah
35.   kâne   : oldu, ...dır
36.   bi mâ   : şeyi
37.   ta'melûne   : yapıyorsunuz
38.   habîran   : haberdar olan