Gönderen Konu: Ülke toprakları TARİH ZENGİNİ Kaynıyor.. Kıymet bilen?..  (Okunma sayısı 204 defa)

MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4104
    • OKUDUN MU




TANRILARIN BEŞİĞİ
Ülke toprakları TARİH ZENGİNİ
Kaynıyor..
Kıymet bilen?..


Zecharia Sitchin Kitapları
https://yadi.sk/d/o3Iu3O9kSXRmSQ


Mezopotamya'ya (TARİH'in KÖKENİ'ne) sahibiz. Yetkililer DUYSUN.
Doç Dr Haluk Sağlamtimur - Akıl Çelen - Hulki Cevizoğlu
28 Temmuz 2018  KRT TV





* * *

Ankebut 20
"Yeryüzünde dolaşın ve böylece ilk yaratılışın nasıl olduğuna bakın"

Yol gösterici; Bakın, görün yani; sistemi OKUYUN diyor,
Ancak,
Sistemi (ayetleri) kıraat edeceğin okuyacağın zaman şeytandan Allah'a sığın
demiş

Kıraat (anlayarak okuma) öncesi ŞEYTAN'dan ALLAH'a sığın. NEBİ OLSAN da.. => TIKLAYABİLİRSİNİZ

KIRAAT (derin okuma) ne ola ki? Tilavet, Kıraat, Tertil farkları => TIKLAYABİLİRSİNİZ

فَاِذَا قَرَأْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ

Fe-iżâ kara/te-lkur-âne feste’iż bi(A)llâhi mine-şşeytâni-rracîm

* * *

Zecharia Sitchin kimdir (Wiki)
https://tr.wikipedia.org/wiki/Zecharia_Sitchin

Zecharia Sitchin,
(d. 11 Temmuz 1920, Bakü, Azerbaycan - ö. 9 Ekim 2010, New York)
on kitaplık "Dünya Tarihçesi" adlı kitap serisiyle tanınmış, Yahudi asıllı bilim adamı, sümerologdur.
Çivi yazısı dışında hiç bilinmeyen "ölü diller" konusunda da çalışmaları vardır.

Zecharia Sitchin bir başka ifade ile Yakın Doğu tarihi ve arkeolojisi uzmanıdır.
Eski Ahit (Tevrat ve Zebur) Sami ve Avrupa dilleri modern ve
eski İbrani dili konularında eğitim almış ve Londra İktisadi ve
Siyasal Bilimler Okulu´nda öğrenim gördükten sonra Londra Üniversitesi´nden mezun olmuştur.

Uzun yıllar gazetecilik ve yazarlık yaptıktan sonra New York´da yaşamış ve
orada çalışmalarını sürdürmüştür.
Sümerolog olması ile, Sümer dilini anlayan ve okuyan nadir ilim adamlarındandır.
Özellikle son çalışmaları; Yakın Doğu´daki eski medeniyetlerce yazılan kil tablet metinleri ile ilgilidir.

Güneş sistemimizde, plutonun ötesinde, diğer gezegenlerin tersi yörüngeye sahip,
bir turunu 3600 yılda tamamlayan bir gezegen olduğunu iddia etmektedir.
İddiasına göre bu gezegende yaşayan uzaylılar dünyadaki yaşamı başlatan kişilerdir.
Mitolojik karakterlerin ve tanrıların aslında işbu kişiler olduğunu da iddia etmiştir.
Kanıt olarak tevrat ve sümer tarihini ve yazıtlarını kullanmaktadır.

- Sitchin pre-astronotiğin tanınmış bir temsilcisidir.

- Kitaplarında, Hıristiyanlık öncesi antik Sümer çivi yazı metinlerinin çevirisine dayanan teorisine göre, tarih öncesi çağlarındaki teorik bir on ikinci gezegen olan Nibiru’da yaşayan Anunaki adındaki uzaylılar; uzaydan gelip dünya topraklarını kolonize edip kendilerine bağladılar.

- Dünyadaki insanları da buradaki madenlerde çalıştırmak üzere “köle işgücü” olarak insanı yarattılar. Yani insanları yaratan ve kendileri için köle olarak kullananlar Nibiru’da yaşayan Anunaki adındaki uzaylılardır.

- Anunaki adındaki bu Uzaylılar; sonradan kendi gezegenlerini çevre problemleri yüzünden 432 000 yıl önce terk etmişlerdi.

- Onun görüşlerine göre; Mısır piramitleri Anunakilerin  feza/uzay gemilerine iniş için yardımcılar olarak hizmet ettiler.
Ona göre Anunakiler: "Tanrının Oğulları veya semavattan dünyaya gelen Devler”dir.

- Yine onun teori ve görüşlerine göre;
zamanla uzaylılar insan kadınları ile çiftleşip insanlarla karıştılar.
Nihayet, 13.000 yıl önce büyük bir sel felaketi oldu ve bu felâkette çok sayıda insan öldü.
Ardından bu felaket sebebiyle insanlar ve uzaylılar arasında büyük bir savaş çıktı.

Düşünceleri günümüz arkeleologlarına bazı konularda ilham kaynağı oldu ve
kimi bilim adamlarının eski uygarlıklara bakış açısını değiştirmesi açısından etkili oldu.

Zecharia Sitchin'in Resmi Websitesi http://www.sitchin.com/

Zecharia Sitchin'i konu yapan bibliotecapleyades sitesi
https://www.bibliotecapleyades.net/sitchin/sitchinbooks.htm

* * *

Kimine göre Zecharia Sitchin (yorumlardan alıntı)

daha önce "kozmik tohum", "dünya tarihçesi keşif seferleri" isimli kitaplarını okumuştum eğer tezleri doğru ise insan ırkının doğuşu ve gelişimi çok ilgi çekici bir süreçte ilerlemiş

* * *
yaklaşık bir asır önce Madame Blavatsky, gurdjev gibi araştırmacıların
kitaplarında belirttiği ve bu fikirlerin bir şekilde çarpıtılarak ikinci dünya savaşının ana nedeni haline gelen iddiaları
günümüzde ezoterizmin perdesinden kurtararak
dünya üzerinde daha önce su anki teknolojik seviyemizden çok daha ileri ve üstün bir medeniyetin-ırkın olduğu görüşünü
bilimsel bir görüş haline getiren yazar.

Kitaplarına kutsal kitap gözüyle bakılan pek çok şaşkını avucunun içine almış bir yazar,
özellikle doyumsuzluktan ne yapacağını şaşırmış zenginler, yahudiler, hayalperestler meraklıları arasında.

iyi bir yahudi olmasına rağmen evrim teorisine inanıyor.
bu durumda ya dininden vaz gececek yada inandığı bu gerceği tevrat ve incile uyduracak.
ikinci yolu seçmiş. oturmuş yada yürümüş,
çalışmış bir 30 yıl kadar araştırmış sumerlere kadar tarihte yoculuk yapmış,
yazılı tarih ile efsaneleri mitleri birleştirmiş ve sonuca varmış kişi.

sitchin, 12th planet ile birlikte; eski ahit'in sumer tabletlerinden temel aldığını söyleyen; insanın evrim sürecinin insansı-maymun'a denk geldiği sırada marduklular tarafından insana dönüştürüldüğü; ancak bu mardukluların* da bir yaratıcısı olması gerektiği; henüz kitabının önsözünde daha büyük bir planın* varolması gerektiği gibi hem tek tanrıya hem de kutsal kitap ve efsanelerin önemine değinen ancak ortodoks yahudiliğin epey uzağında bir noktadadır. enuma eliş'i basit bir efsaneden öte görüp dayandığı gerçekleri araştırır; dünya ve asteroid kuşağının oluşumu hakkında çok çok farklı ve çarpıcı görüşler öne sürer. stairway to heaven'da keops piramidinde yapılan sahtekârlığı gözümüze sokar; thoth ile quetzalcoatl ve viracocha'nın aynı kişi olduğunu söyler.

öne sürdüklerinde çelişkili, cevabı olmayan noktalar vardır elbette; sumer şar'ını yuvarlak hesap 3600 yıl kabul eder; mezopotamya yazıtlarının hepsini olduğu gibi doğru sayar; m.ö. 17. yüzyıldaki karanlık çağı ve felaketleri görmezden gelir; mısır'dan çıkışı kuyruklu yıldıza bağlar; en tuhafı lost realms'de balık burcunun başlangıcının (m.ö. 3113) öneminden bahseder ancak 2012 yılındaki bitimi için hiçbir şey söylemez. ona göre marduk'un son geçişi m.ö. 200 yılında olmuştur! ancak o tarihte bu geçişle ilgili hiçbir kanıt gösteremez. bir dahaki geçişi de 3400 yılında beklemektedir! hatta marduk'un geçişi ile felâketler arasında da doğrudan bir ilişki yoktur; bazen felâketler olur bazen olmaz. zekâsına yakışmayan bir şekilde enki'yi su tanrısı olarak kabul eder; abzu kavramı tabii ki engin sulardır, enki de sulardan altın çıkarmakla mükellef tanrıdır. daha da kötüsü the wars of gods and men kitabında -muhafazakâr bir yahudi bakışıyla- sumer ve babil'in mirasını hz. ibrahim'e yani yahudilere aktarır. marduk'un mirası artık yahudilerdedir; hem yahudi takvimi de nippur'un kuruluşuyla, ona göre m.ö. 3800'deki marduk geçişinde başlar; demek ki yahudiler hariç hiç kimsede marduk hakkında bilgi olamaz! aynı kaynaktan beslendikleri hâlde ortadoğu'dan çıkan sonraki inanışlarda marduk'u aramaz; incil'i, esinlemeler'deki canavarı elbette ıskalar.

sitchin'in eksikleri ve yahudi inancının etkisinde kalmış tezleri yüzünden pek çok araştırmacı (burak eldem, neil freer, laurance gardner, alan alford..) kendisinden sadece belli kısımları alıp farklı görüşler öne sürmeye başlar.

çelişkilerine, eksiklerine rağmen sitchin'in teorileri ciddi bir değerlendirilmeye ve önemsenmeye ihtiyaç duyar; içindeki bütün her şey yanlış olsa bile sadece dünya tarihini yeniden yazmak gibi büyük bir heyecana; sitchin'in satırlarından fışkıran heyecana eşlik etmek için okunur. kesinlikle, bir insanın yaşayabileceği en sarsıcı okuma deneyimlerinden biri olacaktır.

* * *

türkçeye henüz çevrilmemiş ve 2007 yılında çıkmış son kitabında (bkz: the end of days) bu tarihin yanlış hesaplanmış olabileceği konusuna bile değinmiştir. yine bu kitapta kurduğu son cümle şudur:

"we are still in the age of pisces. the return, the signs say, will happen before the end of our current age."

yani amcam diyor ki:

"hala balık çağındayız. işaretler gösteriyor ki şu an içinde bulunduğumuz çağ bitmeden dönüş* gerçekleşecektir."

şimdi hangi çağdayız peki? 21 aralık 2012'de balık çağından çıkıp kova çağına girdik mi? emin misiniz?

binlerce yıllık astrolojik çağ döngülerinin başlangıç ve bitiş tarihlerini net olarak belirten bir kaynak mevcut değil. balık çağının bitiş tarihi ile ilgili çeşitli kaynaklardan yapılan yorumlamalar şu şekilde: https://en.wikipedia.org/wiki/Astrological_age

neil mann yorumu: 2150
heindel-rosicrucian yorumu: 2654
mayaların yorumu: 21 aralık 2012
shephard simpson yorumu: 2680.

sitchin yine son kitabında şahsi olarak budur dediği net bir tarih vermemekle birlikte çeşitli hesaplamalardan çeşitli tarihler alıntılamıştır.
isaac newton'un ( http://en.wikipedia.org/wiki/Isaac_Newton's_religious_views ) dini kehanetleri yorumlayan çalışmaları üzerinden elde ettiği 2060~2090 tarihleri arasına dikkat çekmiştir ki çeşitli konferanslarında bu tarihleri sıkça dile getirmiştir.


MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4104
    • OKUDUN MU


Arada bir işe yarayan adam GÖBEKLİTEPE'de

Recep Göbeklitepe'de
#Göbeklitepe'nin gizemi Üzeri toprakla örtülen 12 bin yıllık kültür… 
Recep, 2019 yılının 'Göbeklitepe Yılı' ilan edilmesi nedeniyle düzenlenen açılış töreninde yaptığı konuşmada "Bizim ülkemiz bir açık hava müzesidir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep, 31 Mart yerel seçimleri kapsamında geldiği Şanlıurfa'da Göbeklitepe'ye de ziyarette bulundu.
Dünyanın ilk dini mabedi sayılan 12 bin yıllık tarihi alanda konuşan Erdoğan'ın, açılış töreninde yaptığı konuşmada öne çıkan başlıklar şu şekilde:

— Bugün Şanlıurfa'da gerçekten dolu dolu bir gün geçiriyoruz. Mitingimizi yaptık on binler alanlardaydı. Akşam da inşallah Şanlıurfalı hanımefendilerle bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü bunu kutlayacağız. Katılımın burada da çok yüksek olacağına inanıyorum. Burada tanıtım töreni vesilesiyle bulunduğumuz Göbeklitepe insanlık tarihinin yeniden yazılmasını gerektirecek derece önemli bir yer.

— İnsanlığın ortak kültür hazinesine yaptığı katkılarla Göbeklitepe Anadolu'daki medeniyet köklerinin derinliğini göstermesi bakımından şimdiden çok önemli bir referans haline geldi. Göbeklitepe ile birlikte insanlık ailesinin adeta ana vatanı konumundaki Anadolu sahip olduğu sayısız tarihi değere bir yenisini daha ekliyor. Göbeklitepe bize insanların inançlarının peşinden giderek yerleşik hayata geçtiklerinin de ipuçlarını veriyor. Bu çalışmanın yürütülmesinde emeği geçen herkesi şahsım milletim adına tebrik ediyorum.

— Bu süreçte ülkemizin önde gelen kuruluşlarından Doğuş Grubu'nun projeye verdiği destek çok ama çok önemlidir. Doğuş Grubu'na bu vesileyle bir kez daha yine şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Türkiye'nin diğer firmalarından da benzer projelere destek vermelerini sosyal sorumluluklarını yerine getirmelerini bekliyoruz. Hedefimiz bu yıl 50 milyon turisti geride bırakmak, 2023'te de 70 milyon turist hedefine ulaşmak. Bunu başaracağız.

MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4104
    • OKUDUN MU



"TAŞ DEVRİ"ndeki AKILLI yaşamımız:
Göbeklitepe


Göbeklitepe veya Göbekli Tepe, Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık olarak 22 km kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarında yer alan dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğudur.
Bu yapıların ortak özelliği, T biçimindeki 10-12 dikilitaş yuvarlak planda dizilmiş, araları taş duvarla örülmüştür. Bu yapının merkezinde daha yüksek boyda iki dikilitaş karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Bu dikilitaşların çoğu üzerinde insan, el ve kol, çeşitli hayvan ve soyut semboller, kabartılarak veya oyularak betimlenmiştir.
Söz konusu motifler yer yer bir süsleme olamayacak kadar yoğun olarak kullanılmıştır. Bu kompozisyonun bir öykü, bir anlatım veya bir mesaj ifade ettiği düşünülmektedir.[4] Hayvan motiflerinde boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, yaban ördekleri ve akbaba en sık görülen motiflerdir.
Bir yerleşim yeri değil, kült merkezi olarak tanımlanmaktadır. Buradaki kült yapılarının üretime geçiş aşamasına -tarım ve hayvancılığa- yakın olan son avcı grupları tarafından inşa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer anlatımla Göbekli Tepe, çevredeki oldukça gelişmiş ve derinlik kazanmış bir inanç sistemine sahip olan avcı-toplayıcı gruplar açısından önemli bir kült merkezidir.
Bu durumda bölgenin en erken kullanımının Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ’ın (PPN, Pre-Pottery Neolithic) A evresine (MÖ 9.600-7.300), yani günümüzden en azından 11.600 yıl öncesine dayandığı ileri sürülmektedir.
Bununla birlikte Göbekli Tepe'deki en eski faaliyetleri tarihlendirme olanağı şimdilik yok, fakat bu anıtsal yapılara bakıldığında Paleolitik Çağ'a kadar uzanan, birkaç binyıl daha eskiye, epipaleolitike kadar giden bir geçmişi olduğu düşünülmektedir.
Göbekli Tepe'nin bir kült merkezi olarak kullanımının MÖ 8 bin dolaylarına kadar devam ettiği, ve bu tarihlerden sonra terk edildiği, başka veya benzer amaçlarla kullanılmadığı anlaşılmaktadır.[8]

Bütün bunlar ve kazılarda ortaya çıkarılan anıtsal mimari, Göbekli Tepe'yi eşsiz ve özel yapmaktadır. Bu bağlamda UNESCO tarafından 2011'de Dünya Mirası geçici listesine alındı ve 2018'de kalıcı listeye girdi.

Bütün bu dikilitaşlar, stilize insan heykelleri olarak yorumlanmaktadır. Özellikle D yapısı merkez dikilitaşlarının gövdesinde bulunan insan el ve kol motifleri, bu konudaki her türlü şüpheyi ortadan kaldırmaktadır. Dolayısıyla "dikilitaş" kavramı, işlev belirtmeyen yardımcı bir kavram olarak kullanılmaktadır. Esasen bu "dikilitaş"lar, insan vücudunu üç boyutlu olarak betimleyen stilize tarzda yontulardır.

Buradaki kazılarda çıkartılan bazı heykel ve taşlar Şanlıurfa Müzesi'nde sergilenmektedir.