Gönderen Konu: KİMİN VELEDLERİ ?  (Okunma sayısı 9013 defa)

MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #60 : 16 Temmuz 2019, 20:54:36 »
UFAK UFAK TIRTIKLARSAN olanı anlayamazlar..
Bu da TRUMP'a verilen son RÜŞVET

THY'nin yüzde 5'i bakın kimin oldu
ABD'li yatırım şirketi BlackRock,
THY’deki payını yeni alımla birlikte yüzde 5.06'ya çıkardı.
https://odatv.com/thynin-yuzde-5i-bakin-kimin-oldu-16071936.html


ABD'li yatırım şirketi BlackRock, THY’deki payını yaptığı yeni alımla yüzde 5.06'ya çıkardı.
Türk Hava Yolları (THY) tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan açıklamada;
ABD'li şirketin THY'deki payını yüzde 0.1 artırarak
yüzde 5.06'ya yükselttiği duyuruldu.

ABD'li şirket BlackRock'ın, THY'de 4.96 payı bulunuyordu.
THY iki hafta önce de, ABD Başkanı Trump’ın hedefinde olan Çin teknoloji markası Huawei ile anlaştığını duyurmuştu.

Yeni alım yapılan miktarın Türk Lirası karşılığı ise;
16 Milyon 815 bin 153 Lira olarak açıklandı.



4,5 trilyon dolarlık fon yönetimi ile dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi olan BlackRock
aynı zamanda HalkBank ve Emlak GYO'nun da hissedarları arasında yer alıyor.

OFİSLERİNE BASKIN DÜZENLENMİŞTİ

Alman Deutche Welle gazetesi, Kasım 2018’de polislerin finans devi BlackRock'un ofislerine baskın düzenlediğini bildirmişti.
Baskın, Cum-ex skandalı olarak bilinen ülkenin savaş sonrası en büyük dolandırıcılık soruşturmasının bir parçasıydı.

Şirketin Almanya bölümü başkanı Friedrich Merz, yönetime bütün iddiaları araştırma ve belgeleri yetkililere sunma talimatı verdiğini belirtmişti.
İlk kez 2017 yılında keşfedilen CumEx-Files, bankalar, hisse senedi tüccarları ve
üst düzey avukatlardan oluşan bir şebekenin, Avrupa hazinelerinden milyarlarca dolar kazanmasını sağlayan bir dolandırıcılık programıydı.

Cum-ex’in bu bağlamda en çok etkilediği ülkelerin başında da Almanya geliyordu.
Ciddi ölçüde zarar gören Alman ekonomisi bu program yüzünden 63 milyar dolar kaybetmişti.






MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #61 : 18 Temmuz 2019, 01:49:30 »


   


Abdullah Gül majestelerinin valisi,
AKP içindeki ENSEST ilişki

Erkan Mumcu

Bu konuda asıl hesap vermesi gereken Abdullah Gül. Ama kimse sormuyor. Ve susuyor, susmasına izin verilebiliyor. Bir ülke büyük badireler atlatmış, siz bu süreçte kritik görevlerdesiniz ama size hiç bu konularda soru sorulmuyor, susuyorsunuz. Hükümet de susuyor. Çünkü aile içi bir mesele deniyor. Yani siyasi bir ensest yaşandı. Ama sonsuza kadar bunu örtemeyecekler.

Gerçek şu; Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olamasın ki Abdullah Gül olsun diye en az iki yıl önceden tasarlanmış, laikçi çevreleri de buna alet etmiş bir kumpastır. Bunu bugün söylemiyorum 2005 yılında da söyledim. 2007'de cumhurbaşkanı seçimi yaklaşırken sayısız kere söyledim bunu. Sayın Erdoğan'a bana ziyarete geldiğinde de söyledim. Bu meselenin arka planında Deniz Baykal'a verilmiş söz vardır. CHP'yi 367 çözümüne angaje eden işte o sözdür. Daha Siirt seçimleri yapılmazdan önce verilmiş sözdür. FETÖ'dür yani. Ama asıl projenin Cumhurbaşkanı seçme iradesini Tayyip Erdoğan'a bırakmamak, o gün Erdoğan ve askerler arasında muhtemel bir anlaşması imkansızlaştırmakdır. Ve bu başarılmıştır. Başarılmasındaki büyük pay sahiplerinden biri de Bülent Arınç'tır. Bülent Arınç, eğer ikinizden biri aday değilse ben aday olacağım diyerek aslında Erdoğan'ın seçeneklerini ortadan kaldırmış, kardeşim Abdullah Gül açıklamasına mecbur etmiştir. Bugün yaşanan kopuşların bugünkü olaylara bağlı olmadığını en iyi Erdoğan bilir ben de biliyorum. Tarihte bunların izleri var. Dolayısıyla 17/25 sürecini anlamak için, bugünkü kopuşları ve darbe sürecini anlamak için 2007'de aslında ne olduğunu anlamak zorundayız. 367 komplosu Erdoğan'ı cumhurbaşkanı yaptırmamak için yapıldı, Gül seçtirildi ve bunun ardında da Bülent Arınç yapıldı

Yeni parti iddiaları konuşulurken AK Parti iktidarında MEB ile Kültür ve Turizm Bakanlığı yapan Erkan Mumcu gündeme bomba gibi düşecek bir röportaj verdi. Mumcu 367 krizinde Gül ve Arınç'ın Erdoğan'a kumpas kurduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta partisinden istifa ederek yeni parti kuracağını ilan eden Ali Babacan ile eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da kuracağı belirtilen yeni bir parti söylemleri ile ilgili geçmişte AK Parti içinde olup yollarını ayıranlar için "tarih oldular" ifadelerini kullanmıştı.

AK Parti iktidarının ilk yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı yapan Erkan Mumcu, 2005 yılında AK Parti'den ayrılarak Anavatan Partisi'nin başına geçmişti. Mumcu, uzun yıllar süren sessizliğini bozarak Oda TV'ye konuştu.

2007 yılında seçimlere sokulmamasını kumpas kavramıyla açıkladı

Uzun süredir sessiz kalmasının gerekçesini "konuşacak mecra bulamamak" ifadeleriyle açıklayan Erkan Mumcu, 2007 yılında seçimlere sokulmamasını "kumpas" kavramıyla açıkladı.

367 krizi Erdoğan'a karşı Abdullah Gül seçeneği içindi; planda Arınç da var

2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan 367 krizi için "367 kumpası" ifadesini kullanan Mumcu, krizin 2005'te hazırlandığını ve operasyonun içerisinde FETÖ'nün de olduğunu ifade etti. 367 krizinin Recep Tayyip Erdoğan'a karşı Abdullah Gül seçeneğini ortaya çıkarmak için hazırlandığını ifade eden Mumcu, operasyonun içerisinde Cumhurbaşkanlığı YİK üyesi ve TBMM eski Başkanı Bülent Arınç'ın da olduğunu iddia etti. "O koalisyonun hala çalıştığını düşünüyorum" diyen Mumcu, bugüne gönderme yaptı.

Bir aile içi suç yaşandı hala örtmeye çalışıyorlar

2007 yılında Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı adayı olması durumunda ona oy vereceklerini Erdoğan'a ilettiklerini anlatan Mumcu, "bir aile içi suç yaşandı hala örtmeye çalışıyorlar" yorumunu yaptı.

Arınç, Erdoğan'ı Abdullah Gül'e mecbur etti

Erdoğan ile dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın bir mutabakat kurduğunu ancak mutabakatı Arınç-Gül ikilisinin bozduğunu kaydeden Mumcu, "Arınç, Erdoğan'ı Gül'e mecbur etti" tespitinde bulundu.

Asıl hesap vermesi gereken adam Abdullah Gül

Ergenekon operasyonlarını 2004 YAŞ kararlarında alınan Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın Kolordu Komutanlığı'na çıkarılması kararının tetiklediğini söyleyen Mumcu, operasyonla ordunun ABD inisiyatifi dışına çıkmasının engellendiğini iddia etti.

Gül için Majestelerinin valisi ifadesini kullandı

"Asıl hesap vermesi gereken adam Abdullah Gül" diyen Mumcu, Gül için "Majestelerinin valisi" ifadesini kullandı. Mumcu, "yanlışıyla eğrisiyle doğrusuyla Tayyip Erdoğan daha hakiki bir adam ama öteki arkadaş (Gül) öyle değil" dedi.

Mehmet Ağar şantaja uğradı

Erkan Mumcu, ANAP-DYP koalisyonunun bozulması sürecinde İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar'ın şantaja uğradığına inandığını söylerken, Ağar'ın bu sayede Susurluk davasından kolay yolla kurtulduğunu iddia etti.


Eski Bakan Erkan Mumcu'dan ortalığı yıkacak iddialar! Gül ve Arınç Erdoğan'a kumpas kurdu

MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #62 : 20 Temmuz 2019, 08:27:09 »


Patron Siz siniz, bir DÜŞÜNÜN..

"Size 12 kaz verdik beş yılda bunu 9'a indirdiniz" | Cihangir İslam
11. Kalkınma Planı görüşmelerinde söz alan İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Cihangir İslam altı yılda kişi başına düşen gelirin 12 bin 480 dolardan 9 bin 631 dolara düşmesini eleştirdi. İslam, konuşmasında şunları kaydetti: "Şimdi, bir CEO işe alıyorsunuz ve size diyor ki: 'Ben 12.480 dolar olan bu sermayeyi 25 bin dolara çıkaracağım on yıl içinde.' 2013'te bunu söylüyor. 2018'de diyorsunuz ki: 'Ne yaptın? Gel bakalım.' 2018'de diyor ki: 'Bu 12.480'i ben 9.631'e düşürdüm ama beş yıl içinde başladığım noktaya getireceğim yani 12.480 noktasına.' Yani siz on yıl bu insana cebinizden maaş vereceksiniz ve on yıl sonra başladığınız gibi şirketi alacaksınız. Allah aşkına soruyorum ya, böyle bir işveren olsanız böyle bir CEO'yu ya da çalışanı ya da müdürü yerinde tutar mısınız? Olay bu kadar basit arkadaşlar. Size 12 kaz verdik beş yılda bunu 9'a indirdiniz, 3'ünü kaybettiniz. Şimdi diyorsunuz ki: 'Bize bir beş yıl daha verin, biz bunu 12'ye çıkartacağız.' Ama 12'ye mi çıkartacaksınız, bunu 6'ya mı düşüreceksiniz, bu problem. Yani revizyonun anlamı burada iflastır arkadaşlar, iflas."

Konuşmasının devamında dört aydır kendisinden haber alınamayan altı KHK'lıyı hatırlatan İslam, kayıpların durumunu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'a sordu.

"Kişi başına düşen gelirin 2013 seviyesine yükseltilmesi hedefleniyor. Yani size 12 kaz verdik, bunu 9’a indirdiniz. 'Beş yıl sonra 12’ye çıkartacağız’ diyorsunuz. 12’ye mi çıkartacaksınız, 6’ya mı düşüreceksiniz?"

Cihangir İslam


Videonun Tamamı


MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #63 : 20 Temmuz 2019, 15:59:13 »



"AKP'nin yüzde 60'ı tutuklanır".
Kimse konuşmuyor diye acı gerçekler değişmez.


Saadet Partisi'nin resmi sosyal medya hesaplarından 15 Temmuz ile ilgili paylaşılan video kısa sürede gündem oldu. 15 Temmuz ve Ötesi .

Saadet Partisi'nden dikkat çeken 15 Temmuz paylaşımı!Saadet Partisi'nin resmi sosyal medya hesaplarından 15 Temmuz ile ilgili paylaşılan video kısa sürede gündem oldu. Kaynak: Saadet Partisi'nden dikkat çeken 15 Temmuz paylaşımı!

"Kimse konuşmuyor diye acı gerçekler değişmez" ifadeleriyle sunulan videoda, darbe girişimi sırasında kaydedilen görüntüler ve yapılan haber yayınlarından alıntılarla başlıyor.Videoda daha sonra Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun konuşmalarından bazı kısımlar bulunuyor. Bu alıntılardan birinde Karamollaoğlu "Kimin telefonunda olursa olsun bylock çıktıysa biz bunu hapse atarız bunu gerçek manada uygulasınlar AKP'nin yüzde 60'ı hapse girer" ifadelerini kullanıyor. Kaynak: Saadet Partisi'nden dikkat çeken 15 Temmuz paylaşımı!

15 Temmuz videosu: AKP'lilerin yüzde 60'ı tutuklanır!
Saadet Partisi'nin Twitter hesabından paylaşılan 15 Temmuz videosunda darbecilerle 'gerçek anlamda' mücadele edilmesi durumunda AKP'lilerin yüzde 60'ının hapse gireceği öne sürüldü.

Saadet Partisi'nin resmi Twitter hesabından paylaşılan 15 Temmuz videosunda darbenin siyasi ayağının hala ortaya çıkarılmamış olmasına dikkat çekilerek, darbecilerle "gerçek anlamda" mücadele edilmesi durumunda AKP'lilerin yüzde 60'ının hapse gireceği öne sürüldü.

"Kimse konuşmuyor diye acı gerçekler değişmez" ifadeleriyle sunulan video, darbe girişimi sırasında kaydedilen görüntülerden ve yapılan haber yayınlarından alıntılarla başlıyor.

15 Temmuz mağduriyetlerine de yer verilen videoda daha sonra Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun konuşmalarından bazı bölümler sunuluyor.

Bu alıntılardan birinde Karamollaoğlu "Kimin telefonunda olursa olsun ByLock çıltıysa biz bunu hapse atarız bunu gerçek manada uygulasınlar AKP'nin yüzde 60'ı hapse girer" diyor:

Saadet Partisi'nin resmi sosyal medya hesaplarından bugün paylaşılan bir propaganda videosu kısa sürede gündem oturdu.

Gündem
Saadet Partisi'nden 15 Temmuz videosu: AKP'lilerin yüzde 60'ı tutuklanır

Saadet Partisi'nin resmi sosyal medya hesaplarından bugün paylaşılan bir propaganda videosu kısa sürede gündem oldu.

"15 Temmuz ve Ötesi" başlığını taşıyan ve sosyal medya hesaplarından "Kimse konuşmuyor diye acı gerçekler değişmez" ifadeleriyle sunulan video, darbe girişimi sırasında kaydedilen görüntülerden ve yapılan haber yayınlarından alıntılarla başlıyor.

15 Temmuz mağduriyetlerine de yer verilen videoda daha sonra Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun konuşmalarından bazı kısımlar bulunuyor.

Bu alıntılardan birinde Karamollaoğlu "Kimin telefonunda olursa olsun bylock çıltıysa biz bunu hapse atarız bunu gerçek manada uygulasınlar AKP'nin yüzde 60'ı hapse girer" ifadelerini kullanıyor.


MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #64 : 21 Temmuz 2019, 04:51:13 »


Bu bir, "TR'ye YENİ PARALEL : PERİNÇEK" konusudur

”15 Temmuz’da silahlı tüm adamlarımla sahadaydım,
devlet istedi düşünmeden indik ama değmezmiş
Kendinizi kullandırmayın!

Engin Büker
https://twitter.com/BukerEngin/status/1152614760522887169
https://15temmuz.info/2019/07/20/15-temmuzun-eli-silahli-cihatcilari/

15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle sokağa çıkan ve
köprüde askeri öğrencilerin boğazını kesen,
erleri kemerleriyle döven
sakallı, asker kıyafetli kişilerin kim olduğu zaman zaman gündeme geliyor.

Son olarak
Boğaz Köprüsü’nde işkence ve linçle boğazı kesilerek şehit edilen askeri lise öğrencesi Murat Tekin’in ablası Mehtap Tekin,
kardeşinin katili olduğunu söyleyen Yusuf Tosun tarafından tehdit edildi.

Sosyal medya hesabından
‘kardeşinin boğazını ben kestim’
diyen bu şahıs ve onun gibilere 15 Temmuz günü devlet tarafından görev verilip verilmediği tartışılıyor.

Darbe girişimi sonrası gözaltına alındığında emniyette başından geçenleri sosyal medya hesabından paylaşan Büker,
o gece Erdoğan’ı havalimanından almaya gittiğini söyleyen
‘Çeçen İsa ve adamları gibi sahaya sürülen eli silahlı daha kaç kişi var?
Devlet kendi organize ettiği ve yönettiği darbede daha kimleri piyon olarak kullandı?’

diye sordu.

Aynı nezarehanede kaldığı Çeçen İsa’nın anlattıkları karşısında şaşkınlığını saklamaya çalıştığunu belirten
muhreç Binbaşı Engin Büker,
bundan sonra ne olacak bu memleketin hali diye yçönelltiği soruya aldığu cevabı şöyle aktardı:
”15 TEMMUZ’DA BÜTÜN ELEMANLARIMLA BİRLİKTE SAHADAYDIM.
GÖRDÜĞÜNÜZ SİLAHLILAR BENİM ADAMLARIMDI!
DEVLET HEPİMİZİ SAHADA İSTEDİ VE BİZ DE EMİR KABUL ETTİK VE DÜŞÜNMEDEN İNDİK.
Ama görüyorum ki değmezmiş.
Bundan sonra bu devlet için savaşmam asla!..
Ülkeyi er yada geç karıştıracak o TOPAL ŞEREFSİZ!
Ortalığı kan gölüne çevirmeyi planlıyor.
İstediği kaos.”
dedi ve ekledi
AK Parti de değişecek.
REİS bütün bu lavukları sallayacak.
Yerlerine adlarını hiç duymadığınız, tanımadığınız bakanlar getirecek.”

İşte o paylaşım:

Size birinci ağızdan bir bilgi aktaracağım.

Konu: 15 Temmuz
Yer: Emniyet İstanbul Asayiş Müdürlüğü Nezarethanesi
Zaman: 31 Aralık 2016
Kişiler: Çeçen İsa, ben ve nezarethanedeki diğerleri

Tutuklandıktan sonra İstanbul Kuştepe Karakolu Nezarethanesinde tutuluyor olmamıza rağmen
ifademizin alınması için sırayla Asayiş Şube Müdürlüğüne götürülüyor ve
ifade öncesi ile sonrasında tüm gün burada kalıyorduk.
Ben de bir grup içinde Asayiş Binasına götürülmüştüm.

Beklemek için bir nezarethaneye koyulduğumda bir kişi hariç herkesin asker olduğunu gördüm.
Asker olmayan o kişi ise
“Kendilerine tuzak kurulduğunu,
devlet için çalışan istihbarat elemanı olduğunu ve
dayısının kısa sürede onu kurtarmaya geleceğini”
söylüyordu.

İstihbaratçı olmamın da verdiği meslek hastalığıyla hikayesini çok merak ediyordum.
Birşeyler öğrenmeye çalışırken onu kurtaracağını söylediği dayısını da getirmişlerdi.
Aslında birlikte çalışan dayısı yani Çeçen İsa’nın tüm ekibini toplamışlardı o gün.
Kim ve neden?

Çeçen İsa geldiğinde beni de ifade vermem için götürdüler.
İfadem bitip de geri döndüğümde Çeçen İsa ile aynı yere alınmak için polise rica ettim ve o da kabul etti.
Selamlaşma safhasından sonra ilk sorum
“Hayırdır dayı seni niye aldılar buraya?”
oldu.
Cevaben,
“Sen beni tanıyor musun?”
deyince ben de
“Hayır, tanımam mı gerekiyordu?!”
dedim gayri ihtiyari.
Ben ÇEÇEN İSA! Türkiye’deki Çeçenlerin dayısı, abisiyim.
Emrimde yüzlerce adam ve kontrolümde milyon dolarlar var.”

dedi ve ekledi,
“Tanımıyorsan seninle konuşacak birşeyim yok!”

Şaşırmıştım.
Ama bozuntuya vermeden ben de üste çıkmaya çalıştım ve
bir süre sonra birkaç kelamla açıldı Çeçen İsa.

Kardeşi Suriye’de bir dönem TR için savaşmış silahlı bir grubun lideriydi.
Kendisi de bir grup Çeçen ile birlikte İsth. Teşkilatına haber elemanı olarak çalışıyordu

Son görevlerinde
kapatılan bir fabrikadan kaçırılan faturalar ve
mühürlerin saklandığı hüzne bir yeri basmak,
oradaki korumaları etkisiz hale getirip malzemeleri alarak bölgeden ayrılacaklarmış.
Yönlendirdiği adamların görev öncesinde bölgeden sorumlu polis karakoluna gittiğini
görevi rapor ettiğini,
görev sonrasında ise
arabayla hareket eder etmez karakol polisleri tarafından etkisiz hale getirildiğini,
sonrasında ise kendisi dahil tüm ekibinin toplandığını söyledi.
Ancak garip olan, irtibatta oldukları MİT personeli kimdi ve neden yardım etmemişti?

Sorunca kendisine ulaşamadığını söyledi.
Ne kadar İsa’nın kabul etmesi yarım saati alsa da devlet onları kullanmış ve tuzak kurmuştu.
Peki ya neden?
Çünkü istihbarat önce kullanır,
sonra
etkisiz hale getirir böyle adamları.

Bu adamları özel yapan neydi peki?
Sordum…

“Ben Çeçenistan’da Ruslara karşı savaştım.
Ukrayna’ya geçtim.
Orası da karışınca TR’ye geldim.
Devlet için çalıştım.
Ne istedilerse yaptık.
Bu toprak için ölmeye hazırdık.
Suriye’de ihtiyaç oldu orada da savaştık.
Kardeşim hala orada. Ülke içinde de aktiftik.

Milyon dolarlar var emrimde.
Tek hareketimle akar o paralar.

Devlet beni iyi tanır. Ama anlaşılan ipimi çektiler.

Putin beni istiyordu. Sanırım verecekler beni.
Ama elimde sağlam kozlar var.
Çıkıcam Savcının karşısına ve pasaportunu isticem.
Kabul edecek eli mahkum!

Çok şey biliyorum bunlar hakkında.

Bu AKP var ya
hepsi şerefsiz,
paracı,
dinleri imanları para, her şeylerini satarlar,

VATAN MİLLET bunlar için yalan,varsa yoksa para!”

dedi ve ekledi

“15 TEMMUZ’DA BÜTÜN ELEMANLARIMLA BİRLİKTE SAHADAYDIM.
GÖRDÜĞÜNÜZ SİLAHLILAR BENİM ADAMLARIMDI!
DEVLET HEPİMİZİ SAHADA İSTEDİ VE BİZ DE EMİR KABUL ETTİK VE DÜŞÜNMEDEN İNDİK.
Ama görüyorum ki değmezmiş.
Bundan sonra bu devlet için savaşmam asla!”
diyordu.

Olay daha da ilgimi çekmeye başlamıştı.
Uzun uğraşlar sonrasında
“REİSİ HAVALİMANINDA KORUYAN DA BİZDİK!
YAKIN KORUMALARI REİSİ ÇIKARMAK İÇİN BİZİ BEKLEDİ.
BİRAZ GECİKİNCE HATTA ‘ABİ NERDESİNİZ. REİS SİZİ BEKLİYOR.’ DİYE FIRÇA BİLE YEDİK.
Ne polis ne de korumaları maçaları yemedi REİSİ KORUMAYA.
BİZDİK ONLAR!
Adamlarımla bizzat ben gittim Havalimanına. Ama değmezmiş!”

Şaşkınlığımı gizlemeye çalışıyordum.
Doğru söyleyip söylemediğini birkaç soru ile test edip
doğru olduklarına kanaat getirdikten sonra daha fazlasını öğrenmeye çalıştım doğal olarak.
“Peki ne olacak bundan sonra,
nedir dayı bu ülkenin hali?
Var mı kulağına gelen?”

dedim.

“Ülkeyi er yada geç karıştıracak o TOPAL ŞEREFSİZ!
Ortalığı kan gölüne çevirmeyi planlıyor.
İstediği kaos.”
dedi ve ekledi

“AK Parti de değişecek.
REİS bütün bu lavukları sallayacak.
Yerlerine adlarını hiç duymadığınız, tanımadığınız bakanlar getirecek.
Teşkilatlar değişecek.
Parti yönetimi değişecek.
Tümden değişecek herşey.”
dedi.
Akşener siyasette etkin olacak.
El altından destekliyorlar onu. Delikanlı kadındır.
Ama arkasında kim var ne var bilemem.
Bahçeli’den bir cacık olmaz.
O koltuğu hak etmiyor.”
dedi.

Ve karakola geri dönme saatimiz gelmişti.

Sonra orada sürekli kalan arkadaşlardan öğrendim ki Çeçen İsa’nın dediği gibi olmuş.
Savcıya çıkmış, ifade vermiş ve sonrasında anlaştık demiş dönünce.
Akşamına elini kolunu sallayarak ayrılmış Emniyetten.

Şimdi soruyorum size.
ÇEÇEN İSA ve ekibi gibi sahaya sürülen eli silahlı daha kaç kişi var?
Devlet kendi organize ettiği ve yönettiği darbede daha kimleri piyon olarak kullandı ve sonrasında harcadı?
Ve daha ne kadarını harcayacak?!

Yüzlerce vatandaşımızın vefat ettiği KANLI TİYATRO için
“ALLAH’IN BİZE LÜTFU!”
yorumunu yapan Erdoğan ve
sahne gerisinde en etkin isim olan Perinçek Grubu için kendileri haricinde herkes HARCANABİLİRDİR!

Kendinizi kullandırmayın!

ISTIHBARAT kontrolündeki PARAMİLİTER gruplar



* * *

Forum eki;
15 Temmuz sonrası TR'nin yöneldiği istikameti dikkate alırsanız
durumu daha net göreceksiniz.

MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #65 : 21 Temmuz 2019, 12:20:14 »


Banu Avar

Soruyoruz, neredesin Recep.
Medya ve Türksüzleştirme


MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #66 : 01 Ağustos 2019, 04:12:23 »


Kaz Dağları Olayı Ne? Kaz Dağlarında Neler Oluyor?






https://odatv.com/binlerce-kisi-kaz-daglari-icin-bulustu-05081945.html








AKP AZDIKÇA AZDI.. Altınlarımız kimin cebine ?
» Bilmem Kimin Veledleri




https://odatv.com/binlerce-kisi-kaz-daglari-icin-bulustu-05081945.html




"TECAVÜZE ALIŞIK BUNLAR"

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Büyük Su vi Vicdan Buluşması’nda konuştu. Gökhan, “Kaz Dağları için sesimizi yeni çıkartmıyoruz. Yıllar öncesinden beri bu katliama dikkat çektik. Tecavüze alışık bunlar. Çocuğa da tecavüz ediyorlar, doğaya da. 6. Filo’ya zamanında ‘defol’ dedik, bugün de altıncılara ‘defol’ diyoruz. Burada Anayasal suç işleniyor. Devlet görevini yapmalı, bu vahşete dur demeli” ifadelerini kullandı.

Konuşmalardan sonra Balabak mevkiindeki etkinlik sona erdi. Binlerce yurttaş maden sahasına doğru yürüyüşe geçti.



BİNLERCE KİŞİ MADEN ALANINDA

Su ve Vicdan Nöbeti'nin büyük buluşmasında binlerce kişi, tel örgülerle korunan şantiye alanına saat 13.30 sularında girdi.
Grup, burada bir basın açıklamasında bulunacak.











KAZ DAĞLARI ANDI OKUNDU

Saat 13.30’da alana giren protestocular, “Kaz Dağları Andı”nı okudu.

İşte vatandaşların hep bir ağızdan okuduğu o ant;

Ağaçların ayakları yok kaçmaya…
Elleri yok dövüşmeye…
Dilleri yok sövmeye…
O halde…
Kaz dağlarımızı biz savunacağız biz…
Bu dağlarda durursa kalbim bir gün…
Düştüğüm yere gömün…
Yüreğim dağ çiçeklerindedir..







AKP AZDIKÇA AZDI.. Altınlarımız kimin cebine ?
» Bilmem Kimin Veledleri






MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #67 : 04 Ağustos 2019, 18:44:43 »



Siz hiç SARHOŞ'a LAF ANLATTINIZ mı?
13:24
Ahmet Altan

MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #68 : 09 Ağustos 2019, 18:39:57 »


Recep'in dini İSLAM değil, sebebi?

Kamu işleri emanettir,
bu emanet ehliyet sahibine verilmesi lazım yani liyakat,
liyakat sahipleri sorunları çözerken
şura ile, ortak akılla çözmesi lazım yani istişare, kişi kültü, diktatörlük tek adamlık diye bir şey yoktur, 
adalet ile çözülmesi lazım.
Devletin işlemesine ilişkin Kuran sınırları

Ercan Kalıncı, İlhami Güler

MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #69 : 16 Ağustos 2019, 10:31:40 »


Recep, bu ülkeye kunduz gibi çalıştı.

MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #70 : 20 Ağustos 2019, 17:21:25 »


FETÖ’cü ahlak AK Parti’yi felç etti
Recep'in eski danışmanı Aydın Ünal

AKP’li yöneticilerin kendi zaaflarını örtmek ya da rakiplerini etkisiz hale getirmek için trolleri kullandı.

“FETÖ’cü ahlak AK Parti’yi felç etti”

Ünal’ın yazısının bir bölümü şöyle:
Sosyal medya AK Parti’de iç operasyonların aracı olduğu kadar zaafları örtmenin de kılıfı haline dönüştü.
Örneğin ülkeye çok ağır bedeller,
ağır faturalar ödeten,
başarısızlığı, liyakatsizliği tüm dünya tarafından tescillenen ve
tüm toplum tarafından haklı olarak eleştirilen bir yetkili çıkıp,
“beni kıskanıyorlar, beni çekemiyorlar, başarılarımı hazmedemiyorlar, bana operasyon çekiyorlar”
diyerek makamını kolayca muhafaza edebiliyor.

Gezi ile baş edildi ama FETÖ’cü ahlak AK Parti’ye sızdı.
Bugün içeriye yönelik sosyal medya operasyonları da,
bu operasyonları bahane edip başarısızlığa kılıf arama da FETÖ’cü ahlakın AK Parti’yi nasıl yavaş yavaş felç ettiğini gösteriyor

MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #71 : 22 Ağustos 2019, 21:02:32 »


Çağdaş kolcubaşı Recep..
Tütün Rejisi


Tütün Rejisi
https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCt%C3%BCn_Rejisi

Memalik-i Şahane Duhanları Müşterekül Menfaa Reji Şirketi veya kısaca "Reji",
Osmanlı Devleti, Düyun-u Umumiye ve
üç bankacılık grubu (Die Österreichische Kreditanstalt - Viyana, Banker S. Bleichröder - Berlin ve Bank-ı Osmani-i Şahane - İstanbul)
arasındaki görüşmeler sonucunda 27 Mayıs 1883 tarihli sözleşmeyle yabancı sermaye ile kurulan tütün ticareti tekel ayrıcalıkları olan bir özel kâr ortaklığı şirketidir (1883-1925).
(diğer isimleri: fr. Société de la Régie Cointeressée des Tabacs de l'Empire Ottoman, os. Müşterek-ül Menfaa İnhisarı Duhanı Devlet-i Aliye-i Osmaniye - مُشْتَرَكِ المَنْفَعَةِ انْحِصَارِ دُخَانِ دَوْلَةِ عَلِيَة عُثْمَانِيَة).

Tarihçe
Kırım Savaşı’yla başlayan iç ve dış borçlanma sürecinin sonucunda Osmanlı Hükümeti borçlarını zamanında ödeyemeyecegini açıklayınca (1875) Alacaklı devletler Osmanlıya büyük tepki gösterdi ve Osmanlının ödeme planını kabul etmedi.. Osmanlı maliye sistemine de güvenmeyen alacaklılar Ülkede toplanan vergileri kendi kurdukları bir teşkilat Duyunu Umumiye vasıtasıyla toplamak istediler Artık vergileri Osmanlı memurları değil Alacaklı ülkelerin kurduğu şirketin Reji memurları toplayacaktı. Bunun neticesinde Osmanlı Devleti'nin en önemli gelir kaynagı Tütün ,Tuz ve Kahveden toplanan vergiler Alacaklı ülkelerin kurduğu şirkete Reji şirketine 30 yıl süreyle bırakıldı.Reji İdaresi kendi memur ve silahlı kolcuları vasıtasıyla vergi toplamaya başladı ve toplanan bu vergiler Osmanlının borcundan düşülmeye başlandı..

Osmanlı Üreticisi ürettiği tüm tütün,tuz ve alkol'ü Rejinin belirlediği fiattan Reji idaresine vermek zorundaydı. Köylü Rejiden izinsiz kendi içecegi tütünü dahi saklayamazdı..Köylü kendi içecegi tütünü önce Rejiye 3 kuruşa verir sonra 10 kuruşa geri alırdı.. Bir köyden başka bir köye izinsiz tütün ve tuz taşımanın cezası çok ağırdı.Rejinin kendi silahlı korucuları ve bunların VUR yetkisi vardı. Bazı kaynaklar Reji kolcularının 20.000 nin üzerinde Osmanlı köylüsünü vurarak öldürdüğünü yazarlar.

Osmanlı Devletinin borçlarını halktan kesilen vergilerle doğrudan ödeme amacı ile kurulan Düyun-ı Umumiye İdaresi’nden Reji Şirketi’ne devredilen Osmanlı tütünleri idaresi yabancı sermayeye dayalı ilginç bir özelleştirme modeli olarak yorumlanır.[1]. Kurucu yabancı sermaye kaynakları Avusturya, Almanya, İngiltere ve Fransa (Osmanlı Bankası) kökenli olup, her biri Rothschild Ailesi'nin sahip ya da ortak olduğu gruplardır.

İlk Reji Şirketi sözleşmesinin süresi 30 yıldır. Sözleşmeye göre şirketle ilgili olarak ortaya çıkacak adli ve ticari sorunların çözümünde Osmanlı Mahkemeleri yetkili kılınmıştır.[2]

Tütün üreticilerinin Reji'den ruhsat alması, ve ürünlerini yalnızca Reji'ye satması şart koşulur.[3] Başka alıcı bulamayan üretici, tütünü değerinden çok ucuza satmak zorunda kalır. Kaçak üretim ve satış yaygınlaşır. Kaçakçılık sorunu ile devletin kendi güvenlik güçlerinin uğraşması gerekirken, Rejinin kendi bünyesinde geliştirdiği silahlı "kolcu"larla denetim yaparak üreticiye eziyet ettiği bilinir. 42 yıl süren Reji İdaresi boyunca kaçakçı, kolcu ve zabıtadan ölenlerinin sayısının 20 bin kadar olduğu ileri sürülür.[4] Çökertme zeybeği bu hikâyelerden birini anlatmaktadır.

1911 yılında Reji Şirketi’nin kaldırılması ve 7 yıl süre ile bir “Devlet İnhisarı"'nın kurulması kararlaştırılır ve 1912 yılında bir “Tütün Tekeli” kanun tasarısı hazırlanır. Ancak Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşları'nın başlaması ile ve bunun yarattığı mali zorluklar nedeni ile Reji İdaresinin Osmanlı Devletine 1 milyon 500 bin Osmanlı Lirası borç vermesi koşulu ile şirket ayrıcalıkları 1914'ten başlayarak 15 yıl daha uzatılır.[2]

26 Şubat 1925'te Tütün Rejisi lağvedildi. 1 Mart 1925'te Tütün Rejisi Fransızlardan devletçe satın alındı ve tüm hak ve yükümlülükleri devlete devredildi.[5] 26.11.1925 tarih ve 558 sayılı Tütün İdare-i Murakatesi ve Sigara Kağıdı İnhisarı Hakkında Kanun yürürlüğe girdi. 1930 yılında, 1701 sayılı Tütün İnhisarı Kanunu çıkarıldı.

Reji'nin kurucu güçlerinden biri olan köklü ve güçlü Avusturya bankası Kreditanstalt 1931'de büyük bunalım sırasında iflas etti.[6]

Kaynakça
1 ^ Filiz Dığıroğlu, Memalik-i Osmaniye Duhanları Müşterekü’l- Menfaa Reji Şirketi. Trabzon Reji İdaresi (1883-1914), İstanbul, 2007, ISBN 978-9944-5518-8-5
2 ^ a b Osmanlı Devleti'nde Reji şirketinin kurulmasından sonraki gelişmeler, Dr. Tiğinçe Oktar, Tütün Eksperleri derneği Yayını http://www.tutuneksper.org.tr/yayin/bulten/bulten0999/Oktar.html
3 ^ Atlas, "İlk Sigarayı Türkler İçti
4 ^ Fatma Doğruel ve A. Suut Doğruel, Osmanlı'dan günümüze Tekel, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, ISBN 975-7545-00-7
5 ^ Modern Türkiye Tarihi Kronolojisi, Boğaziçi University, Atatürk Institute for Modern History. https://ata.boun.edu.tr/chronology/kronoloji/1925.htm
5 ^ Kreditanstalt on Encyclopedia Brittanica Online https://www.britannica.com/eb/topic-323365/Kreditanstalt



* * *

Anadolu köylüsünün kanını emdiler
https://www.aydinlik.com.tr/anadolu-koylusunun-kanini-emdiler
Fethi Karaduman

Düyunu Umumiye yönetimi kısa sürede Osmanlı’nın tüm ekonomik yaşam ve maliyesini denetim altına almıştı.
Ekonomik bağımsızlığın yitirilmesiyle sonuçlanan bu durum, doğal olarak siyasal egemenliğin de yabancılara geçmesine yol açmıştır.

II. ABDÜLHAMİD’İN 33 YILLIK DİKTATÖRLÜĞÜ - 2

Düyunu Umumiye Yönetim Kurulu (Konsey) İngiliz, Fransız, Hollanda, İtalya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı tahvilleri sahiplerini temsil eden altı delegeyle, çoğunluğu Osmanlı Bankası elinde bulunan öncelikli tahvil sahiplerini temsil eden bir delegeden oluşmuştu. “Düyunu Umumiye” Osmanlı Devleti’nin en verimli kaynaklarını yabancı alacaklılar hesabına denetim altına almakla, devletin mali bağımsızlığına son vermiş oluyordu.

Osmanlı Devleti’ne bağlı olan eyaletler ve devletler tarafından yapılan ödemelerden oluşan dış gelirler de Düyunu Umumiye yönetimine verilmişti. Osmanlı Devleti bu vergilerden yoksun kaldığı gibi, ayrıca borç güvencesi olarak iç vergilerden de (tuz, tütün) yeni kaynak göstermişti. Düyunu Umumiye, Türk köylüsünü yoksullaştırmada, malından mülkünden yoksunlaştırmada, Batılı alacaklılar adına çok iyi işleyen bir sömürü aracı olarak görev yapmıştır.

Emperyalizmin bir aracı olarak kapitalist sistemin ileri karakolu görevi yapan Düyunu Umumiye’nin varlık nedeni, aynı zamanda yabancı sermayeye güven ortamı sağlamaktı. Düyunu Umumiye yönetimi kısa sürede Osmanlı’nın tüm ekonomik yaşam ve maliyesini denetim altına almıştı. Ekonomik bağımsızlığın yitirilmesiyle sonuçlanan bu durum, doğal olarak siyasal egemenliğin de yabancılara geçmesine yol açmıştır.

TÜTÜN REJİSİ

Düyunu Umumiye’nin baskısıyla ve yabancı sermayeyle 1883 yılında Tütün Rejisi adlı bir şirket kuruldu. Tütün Rejisi’ne, tütün üretiminin alım satımının denetlenmesi ve tütün vergisini toplaması görevi verildi. Bu Reji yıllık kazancının bir bölümünü de dış borç ödemelerinde kullanılmak üzere Düyunu Umumiye’ye aktarıyordu.

Reji İdaresi, Osmanlı Hükümeti’ne kazançtan pay vermemek için, ilk üç yıl zarar göstermiş, Paris borsasında kâr elde ettiği ortaya çıkmasından sonra da düşük kazançlar göstermiştir. Bazı yabancı sermayedarlar, bu son derece kazançlı işi ele geçirebilmek için dönemin Padişahı II. Abdülhamid’e rüşvet üstüne rüşvet teklif etmişlerdir.

Reji yönetimi, Türk köylüsüne korkunç baskılar yapmış, çok cana kıymıştır. Kurtuluş Savaşı’na varıncaya değin köylüyü iliğine dek sömürmüştür. Beş bini aşkın çalışanı ile silahlı korucuları olan Reji idaresi, İmparatorluk kalıntısının elindeki en verimli iş ve gelir kaynaklarına doğrudan el koymuştur.

video alternatif link


MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #72 : 24 Ağustos 2019, 23:52:40 »


https://youtu.be/CG5zvXg8CWc?t=452


Bizim DİN TÜCCARLARI
insanların hakları üzerinde tepinip durur iken
TESLA'nın patentlerinin
açık kaynak kodlu olduğunu biliyor musunuz..


MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #73 : 25 Ağustos 2019, 05:00:41 »


"Lânet olsun, ülkeniz sizin olsun, GİDİYORUZ.."
bile diyemiyorsunuz..
MEDENİ, sivil bir ÖLÜM..

Yarbay Mehmet Alkan

"KİN ve ZULÜM", Recep'in elinde olmuş "DİN".

Haksızlığa dayanamıyorum. Karşımdakinin kimliği statüsü benim için önemli değil. Kim haksızlık yapıyorsa sesimi en az onun kadar yükseltmek zorundayım.
Başına gelen her şeyin kardeşimin cenaze töreninde yaptığı konuşma.
Yarbay Mehmet Alkan

“Sonradan görüştüğümüz kişiler,  televizyonlarda görüntüleri izledikten sonra ‘Tamam bu çocuğun işi bitti, bunun fişi çekildi artık bunu yaşatmazlar’ dediklerini bana ilettiler. Bu insanlar Türkiye gerçeklerini çok iyi biliyorlar, siyasetin, sistemin nasıl işlediğini bilen insanlar. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar, benim durumum biraz böyle” diyor.

Recep hükümetinin Kürt politikasını siyasi amaçları için kullandığını ve siyasi amacı bitince müzakere masasını devirdi.

“7 Haziran 2015 seçimlerinde istediği sonucu almayan hükümet bir anda çözüm sürecini sonlandırdı,  ‘barış bitti, bundan sonra savaş’ diyoruz dediler. Ben de bunu dile getirdim, düne kadar çözüm diyordunuz, şimdi ne oldu da savaş diyorsunuz? Ben icraat sahiplerine bu soruyu sordum. İcraat sahiplerine tutumlarındaki ani değişikliğin nedenini sordum. Ortada gitmiş olan bir can var, bunun hesabının elbette sorulması gerekir. Sorumlu olanların elbette hesabını vermesi gerekir. Hani diyorlar ya, ‘askerlik yan gelip yatma yeri değildir’ peki siyaset yan gelip yatma yeri midir? Siyasetçilerin görevi, şehit cenazesine katılıp ön safta namaza durmak mıdır?

Devlet yetkilileri düşüncelerimi ifade etmemden rahatsız olmuşlar ki savunmamı almadan, yargılamadan TSK ‘dan terörist olarak ihraç ettiler” diyor Alkan. “Terör örgütü üyesi olarak yargılandım ve bir ay kadar önce de beraat ettim. Zaten ortada dava konusu olacak bir durum da yoktu. Davada tanık olarak gelen iki albay da mahkemede benim yukarıdan gelen bir emirle ordudan atıldığımı beyan ettiler.”

“Şimdi bir KHK’lı olarak sivil ölüme tabi tutulduk. Vatandaşlık haklarımız kısıtlandı. Mesela pasaportum yok benim, avukatlık yapamıyorum, bilgi edinme hakkım yok, KHK’lılar olarak kamusal bir görev alamıyoruz, iş bulamıyoruz, apartman yöneticiliği bile yapamıyoruz. Yok sayılıyoruz. Hatta biraz daha ileri gidip, İstanbul seçimlerini iptal ettirmek için ‘KHK’lılar oy kullanmış, seçimleri iptal edilsin’ dediler. KHK’lılar oy kullandı diye seçimleri iptal ettirmeye kalkan bir zihniyetle karşı karşıyayız.”


Türkiye Mehmet Alkan’ı 22 Ağustos 2015’te Şırnak'ta terör saldırısında hayatını kaybeden kardeşi Yüzbaşı Ali Alkan'ın cenaze töreninde subay üniformasıyla gösterdiği tepkiyle tanımıştı.

Kardeşinin tabutunun başında “Burada 32 yaşında bir vatan evladı yatıyor. Düne kadar ‘çözüm’ diyenler bugün neden sonuna kadar ‘savaş’ diyor. Bunun katili kim? Bunun sebebi kim?”  diye soran Jandarma Yarbay Mehmet Alkan 15 Temmuz darbe girişimi ardından Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ihraç edildi.

Hükümetin “FETÖ/PDY” olarak atlandırdığı “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatıldı. Ankara 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yaklaşık iki buçuk yıl süren yargılamanın ardından Haziran ayında beraat etti.

Hukuk fakültesi mezunu olan Alkan, Ankara Barosu üyesi olarak serbest avukatlığa başladı. Fakat kısa süre sonra Adalet Bakanlığı’nın açtığı dava sonucu Ankara İdare Mahkemesi avukatlık ruhsatını iptal etti.

Mehmet Alkan, şimdi kardeşinin adını yaşatmak için kurduğu Şehit Yüzbaşı Ali Alkan Vakfı’na başkanlık yapıyor. Sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerine katılıyor. Sosyal medya hesapları üzerinden kendisinin ve KHK ile ihraç edilen yüz binden fazla kamu personeli için hukuk ve hak arama mücadelesi veriyor.















MASI

  • Faydalan Bu Zat'dan
  • *****
  • İleti: 4586
    • OKUDUN MU
Ynt: KİMİN VELEDLERİ ?
« Yanıtla #74 : 29 Ağustos 2019, 02:24:38 »


Recep'in APTALLIKLARINA ortak OLMAMAK İÇİN
ASKER İSTİFA EDİYOR